“Hiçbir Şey Yapmıyorum” Utancı
“Bugün ne yaptın?” sorusuna “Hiçbir şey!” demek birçok insan için rahatsız edici. Çünkü bize yıllarca değerli olmanın yolunun üretmek, görünmek ve meşgul olmak olduğu öğretildi. Oysa dinlenmek açıklama gerektiren bir ayrıcalık değil bir ihtiyaçtır.

Doluluk ≠ Anlam
Sabah alarmından gece uyku saatine kadar her aralığı doldurma ihtiyacı artık neredeyse bir erdem gibi sunuluyor. Toplantı, sosyal medya, spor, sosyalleşme, kişisel gelişim… Takvim boşsa bir şeyler ters gidiyormuş gibi hissediyoruz.
Halbuki bir günün her dakikası planlı olsa da gün bittiğinde geriye gerçekten anlamlı bir şey kalmayabilir. Hareket etmekle ilerlemek aynı şey değildir.

Sessizlik Neden Rahatsız Eder?
Beyin boşlukta kendisiyle yüzleşmek zorunda kalır.Dolayısıyla doluluk çoğunlukla bir tercihten çok bir kaçış haline gelir. Sessizlikte cevap verilmemiş sorular, ertelenmiş kararlar, fark edilmek istenmeyen duygular su yüzüne çıkar. Dolu takvim bunları görünmez kılmanın en meşru ve sosyal kabul gören yolu değil mi?
Boşluk korkusu
Psikologlar buna ‘’kenophobia’’(boşluk korkusu) der. Bu bir kişilik özelliği değil, büyük ölçüde öğrenilmiş bir refleks. ‘Meşgul ol, değer üret, görünür ol’ mesajlarıyla büyüyen bir nesil için sessizlik, bir kayıp gibi hissettiriyor.

Boşluk Bir Hata Değil
Halbuki tarihin en önemli fikirleri Newton’un elması, Arşimet’in küveti, Darwin’in uzun yürüyüşleri boşlukta doğdu. Çünkü yaratıcılık, baskı altında değil, salıverilmiş zihinde filizlenir.
Belki de kendimize sormamız gereken soru şu: Dolu tuttuğumuz takvimimiz gerçekten bizi mi yansıtıyor, yoksa bize bakmamamız için kurulmuş bir ekran mı?
Peki ya ihtiyacın olan şey daha fazla plan değil, biraz daha boşluk ise?
Ve hiçbirşey yapmamanın dayanılmaz hafifliğini yaşamadan bu hayattan gidersen?