Insomnia, hareketle içe dönüklüğü aynı anda taşıyabilen nadir işlerden biri olmaya devam diyor.
1995 yılında müzik listelerini sarsmaya başlayan Insomnia, elektronik müziğin sadece eğlenceye hizmet etmediğini hissettiren özel parçalardan biri olarak hala kafamızın içinde çalmaya devam ediyor. Faithless bu şarkıyla kulüp kültürünü daha kişisel bir yere taşıdı. Geceyle, zihinle ve yalnızlık hissiyle bağ kuran sade ama güçlü bir dünya kurdu biz de o dünyaya anlam aramaya devam ediyoruz.

Parçanın arkasında oldukça insani bir hikaye var. Maxi Jazz’ın hemen her akşam deneyimlediği uykusuz geceler. Yatağa uzanıp uyuyamama hali, susmayan düşünceler, karanlıkla baş başa kalınan uzun saatler. “I can’t get no sleep” sözü klişe olsa da bu yüzden bu kadar gerçek duruyor. Sentimental bir cümle gibi akıyor ve dinleyiciye uzaktan bakmıyor adeta yanına kıvrılıyor.
Özellikle bu parçanın müzikal kurgusu da bu hissi destekleyen bir yapı taşıyor. Trance ve house ritimleri akıcı bir formda birleşiyor. Sister Bliss’in hemen herkesin ezberlediği piyano döngüsü ilk saniyeden itibaren zihne yerleşiyor. Rollo’nun prodüksiyonu kalabalık bir dans pistinden çok, geceyle yalnız kalınan içsel bir odayı çağrıştırıyor. İşte tüm bu nedenlerden dolayı Insomnia, hareketle içe dönüklüğü aynı anda taşıyabilen nadir işlerden biri olmayı başarıyor.
Insomnia 30 yaşında ama zamana takılmıyor. Çünkü anlattığı duygu hala canlı. Ekran ışıkları altında uykuya dalamayanlar, telefonu kenara koyamayanlar, zihnini susturamayanlar için bu parça “kardeşlik” hissi yaratıyor. Şimdi o ritimi zihninizde çalmaya başlatın ve uykusuzluğun melodik dönüşümlü bir gece dostu olarak yanınızda hissedin.