Home KültürSanat şehre karışıyor

Sanat şehre karışıyor

Lefkoşa Bienali

by Diji Hal

Bienal nedir?

Kelime anlamı 2 yılda bir demek. Bütün şehre yayılan büyük bir sanat operasyonu. 19. Yüzyılın son çeyreğinden beri dünya genelinde örnekleri yapılıyor. Sadece sanat etkinliği düşünmeyin akademik anlamda, kültürel anlamda ekonomik anlamda başka bir canlılık geliyor. Yani baktığınızda bienaller şehirlerin karakterleriyle birleşen büyük sanat etkinlikleri diyebiliriz.

Bienal’i başlatma fikri nasıl doğdu? Bu süreçte sizi en çok heyecanlandıran şey neydi?

Bienal Lefkoşa’yı organize ederken kafamızdaki en önemli şey lefkoşa gibi eski bir kentin neden bir Bienali yok düşüncesiydi. Hem tarihiyle, hem biriktirdiği kültür mirası ile bir bienal yıllara yayılmış büyük katmanları da dünyaya anlatma şekliydi. Bu bizi heyecanlandırdı. Ayrıca çağdaş sanatı dönüştürücü günü önemli. Bununla beraber eleştirel düşünce çok etkiledi. Bienallerde güncel sorunları ele alarak farklı bakış açıları geliştirilmesine neden oluyor. Kendi de aslında içinde bulunduğumuz yüzyılı, sosyo ekonomik durumları tekrar düşünmek için iyi olacağını düşünüyorum.

Bienal şehir için nasıl bir anlam taşıyor? Şehre ne kazandırıyor?

Havaların soğuduğu bir dönemde kente yeni bir ekonomik canlılık katıyor. Öbür taraftan kent için her iki yılda bir heyecanlı bir bekleyiş olacak. Fraklı bir tema, farklı bir küratörle beraber bambaşka yenilikler devreye girecek. Şehir için heyecan verici bir beklenti olacağını düşünüyorum. Bir noktadan sonra kentin de bunu talep eder pozisyonda olacağını düşünüyorum.

Bienaller aynı zamanda bir toplumsal diyalog alanı mı?

Sadece sanat etkinliği değil aslında. Antik Yunan’daki bir arada düşünme becerisi dedikleri şeyin bir benzeridir. Sanatla birlikte güncel sorunları, problemleri nasıl düşünmeliyiz bunlara nasıl cevaplar bulmalıyız. Bizim ilk edisyonumuzun teması da ‘merhamet’ti. Günümüzde birçok mesele eşiklerini aştı; ekoloji, savaşlar, ekonomik sıkıntı. Bunun için de insani güdülerimizden olan merhameti ne kadar koruyabiliriz ne kadar kaybettik bunun izi sürüldü. Biz başkalarının acılarına bakarken ne kadar pasifiz? Merhamet dediğimiz şey ne kadar var? Gazze bienalini de himaye ediyoruz bu edisyonda. Yanı başımızda coğrafi olarak yaşanan büyük trajedinin birinci elden tanıklığını gözönüne getirecek.

Sanatı galeriden çıkarıp kamusal alana taşımanın önemi nedir?

Bienaller genelde yüz seneden eski olmasına rağmen genelde özlelikle son elli senede daha fazla çağdaş sanatın dünyada söz sahibi olmasıyla birlikte çağdaş sanata odaklanmış durumda. Daha fazla eleştirel ve kavramsal meselelere bakıyoruz. Bu noktada mekanlara özel üretilmiş işler, oralara özel yapılmış müdaheleler. Eseri vitrin nesnesi olmaktan çıkartıp daha iyi ilişki kurabileceğiniz, gündelik hayata ilişkin bişeye dönüştüğü zaman çok farklı bir seviyeye çıkıyor. Bienalde de aslında hiç sergi alanı olarak düşünülmemiş yerlere, kamusal alanlara odaklıyız.

Sanatsal müdahaleler Lefkoşa’nın hafızasını ve kimliğini nasıl dönüştürebilir?

Bugün aslında tarihi bina, kentin sembolik olarak varlık gösteren bir mekanı, alanı nasıl bir sanatın parçası olduysa kamusal alanda kalıcı olarak bırakılacak eserler o tarihi yapılarda olduğu gibi zaman içinde kaldıkça orada insanların belleğinde bir yer edecekler. Çünkü bir süre sonra insanlar onlarla başka türlü temaslar da kuracak. Yani insanların gündelik hayatının bir parçası olacak.

Bienalin yerel ve uluslararası sanatçılar arasında nasıl bir köprü kurdu?

Temaya küresel ölçekte nasıl yaklaşıyor insanlar? İngiltere’den, Fransa’dan, Türkiye’den birçok farklı coğrafyadan insanları ağırlayacağız. hepsi merhamet teması altında kendi coğrafyalarından eserler sundu. Bu da bir köprü oluşturacak. Yereldeki sanatçılarla uluslararası ölçekteki sanatçıları biraraya getiren ortak projeleri ortaya çıkaracak.

Bienal Lefkoşa yeni bir sanat izleyicisi yaratır mı?

Bence şu an zaten belli bir sanat izleyicisi, tüketicisi var. Bunların alıştığı bir sanat ağı var. Sanat ağı olarak bildiğimiz yerler var. Bir noktada bunların dışına çıkıyoruz. Bu işle zaten ilişkisi, bağı olan sanat tüketicisinin dışında yeni bir sanat izleyicisi oyuna dahil ettik. Bu kentin içinde yaşayan küçük bir çocuktan tutun, yetişkin bir insana kadar herkesin ilgisini çekebilecek bir noktada tam karşısına çıkabileceği, belki de şaşırtacak bir yapısı var. Edisyonlar devam ettikçe kendine özgü ayrı bir de bienal izleyicisi yaratacağına inanıyorum.

Kıbrıs halkına ‘sanatın herkese ait olduğu’ mesajını nasıl iletmeyi planlıyorsunuz?

Öyle bir gayemiz yok. Zaten şehrin kendisi bir galeriye dönüşeceği için, Lefkoşa’nın kendisi zaten himaye edeceği için ortak değer olacak. Mesaj vermenin çok gereği olduğunu düşünmüyorum. Doğal akış içerisinde kendi bir mesaj olacak zaten.

Neden merhamet teması?

Temayı belirlerken aslında biz kendi aramızda ilk toplantıları yaparken net bir tema yoktu. Bienalin kapsamasını istediğimiz belli şeyler vardı. Krizlerle evrilen bir dünyadayız, dünyanın her yerinde benzer sorunlar ıyaşıyoruz, doğa tükeniyor. Bir şekilde bunları konuşmamız gerekiyordu. Buna farklı kavramsal çerçevelerden yaklaştık. Komite ortak kararı bunun üzerine verdi. İnsanların basit, çok süratli iletişim kurabileceği konuştuğumuz şeyleri de kapsayacak üst başlıktan yürümenin daha doğru tercih olacağını düşünerek ve bu tema üzerinde hem fikir olduk.

Related Videos

Leave a Comment

-
00:00
00:00
Update Required Flash plugin
-
00:00
00:00