Bienal iki yılda bir kurulan büyük sanat sahnesi. Şehir belli bir süre boyunca sanatla konuşuyor. Sanatçılar işlerini getiriyor. Küratörler bir tema kuruyor. Sen de gidip şu anda sanat dünyasında ne anlatılıyor onu yerinde görüyorsun. Bu işin özünde dönemsel bir sanat hafızası oluşturmak var.
Nereden geliyor bu fikir?
Kelimede “iki yıllık” anlamı var. 19. yüzyıl sonunda Avrupa kentleri kültürle güçlenmek istiyordu. Şehir kendini göstereceği bir format arıyordu. Düzenli aralıkla yapılan uluslararası sergi fikri böyle çıktı. Hem sanatçıyı topluyor hem şehre prestij veriyor hem de kültür diplomasisi yaratıyor.
İlk bienal ne zaman yapıldı?
1895’te Venedik’te yapıldı. Venedik zaten sanatla anılan bir yerdi. Buna bir de uluslararası çağdaş üretimi gösteren bir buluşma eklenince model tuttu. Ülkeler pavyon kurdu. Sanatçılar yeni iş üretti. Bu format beğenilince başka kentlere yayıldı. Bugün Lefkoşa’da ilki düzenlenen de aslında bu çizginin devamı. Kent diyor ki ben de bu konuşmanın içindeyim. Benim de anlatacak sanatçı hikayem var.

Neden önemli?
Çünkü bienal güncel sanatın ekranı. Hangi sosyal mesele öne çıksın burada belli oluyor. Genç sanatçı görünür oluyor. Şehirde kullanılmayan yapılar sergi alanına dönüşüyor. Öğrenciler ve izleyiciler uluslararası ölçekte işlerle karşılaşıyor. Şehrin kültür iddiası güçleniyor. Yani bu sadece sergi gezmek değil. Şehrin kültürel kapasitesini göstermek.

Lefkoşa vurgulu pop-artık ton
Lefkoşa’da bugün ilki yapılıyorsa orada yeni bir kültür cümlesi kuruluyor demektir. Kent sınırlarını aşan bir dille kendini anlatmak istiyor. Sanatçıya meydan açmak istiyor. İnsanlar sadece bakmak için değil konuşmak için de gelsin isteniyor. Fotoğrafını çek. Üzerine sohbet et. Kente yakışan yeni bir ritüel oluşsun. Bienal böyle zamanlarda önem kazanır. Çünkü şehre “sen de uluslararası sanat haritasındasın” der.