Kıbrıs sürecinde müziksiz dans

Kıbrıs’ta son aylarda dikkat çeken gelişme, tarafların pozisyonlarının değişmesinden çok diplomatik zeminin yeniden hareketlenmesi oldu. Antonio Guterres’in adaya gerçekleştirdiği ziyaret de bu hareketliliğin doğal bir sonucu olarak okunmalı. Genel Sekreter yeni bir müzakere süreci ilan etmek için değil, son aylarda oluştuğu iddia edilen zeminin gerçekçi bir siyasi sürece dönüşüp dönüşemeyeceğini, başka bir ifadeyle tarafların siyasi iradesini doğrudan test etmek üzere Kıbrıs’taydı.

Ara bölgedeki basın toplantısında öne çıkan en önemli unsur, Guterres’in herhangi bir çözüm modeline girmemesi oldu. Bunun yerine güven artırıcı önlemler, metodoloji ve müzakerenin özü üzerinde hazırlık yapılmasını öne çıkardı. Yeni bir 5+1 toplantısını bu üç başlıktaki ilerlemeye bağlaması ve “sonuç üretmeyecek yeni toplantılar istemiyorum” mesajı, Birleşmiş Milletler’in takvimden çok sonuç odaklı bir süreç tasarlamaya çalıştığını gösterdi.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman da ortaya çıkan tabloyu yeni bir müzakere döneminin başlangıcı olarak tanımlamaktan kaçındı. Ortak siyasi zeminin henüz oluşmadığına dikkat çeken Erhürman’ın, önümüzdeki dönemin çözüm modellerinden çok yöntem ve güven inşasının sınanacağı bir hazırlık süreci olacağı yönündeki değerlendirmesi, Guterres’in yaklaşımıyla büyük ölçüde örtüşüyor.

Ankara’nın açıklaması ise bu çerçeveyi daha da netleştirdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Genel Sekreter’in çabalarına destek verirken adada ortak çözüm zemininin halen oluşmadığını vurguladı. Buna rağmen işbirliği alanlarında ilerleme sağlanmasının güven inşasına katkı yapacağı belirtilirken, Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsüne dayanan temel pozisyonunun değişmediği de bir kez daha teyit edildi.

Rum tarafı ise aynı açıklamaları, Birleşmiş Milletler parametreleri temelinde kapsamlı müzakerelerin kaldığı yerden yeniden başlamasına yönelik bir işaret olarak yorumladı. Oysa Guterres konuşmasının hiçbir bölümünde federasyona ya da Güvenlik Konseyi kararlarına doğrudan atıf yapmadı. Önceliği, ortak bir çalışma yöntemi oluşturulmasına verdi.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde tartışma, yeni 5+1 toplantısının ne zaman yapılacağından çok, hangi siyasi zemin ve yöntemle yapılacağı üzerinde yoğunlaşacak. Guterres’in ziyareti tarafların pozisyonlarını değiştirmedi. Ancak herkesin aynı masaya farklı siyasi yönelimlerle oturduğunu bir kez daha gösterdi. Kıbrıs’ta diplomatik hareketlilik yeniden başlamış görünse de ortak bir ritimden söz etmek henüz mümkün görünmüyor. Belki de bu yüzden Kıbrıs süreci bir kez daha müziksiz bir dansı andırıyor. Herkes aynı salonda bulunuyor, ancak herkes farklı bir melodiyi dinliyor. Masaya yeniden oturmak tek başına çözümün habercisi olmayacak. Asıl belirleyici olan, o masada ortak bir ritmin yakalanıp yakalanamayacağı olacak.

Related posts

Nedir bu Grönland meselesi?

Kurulamayan yeni uluslararası sistem ve sürekli aşınan güven

Berlin Sola Döndü: Türk kökenli Elif Eralp merkez ve aşırı sağı geride bıraktı