Kadınlara mesaj vermekten çok onların yaşadığı gerçek sorunları anlamaya çalışan kampanyalar hep fark yaratmıştır.Kutlama mesajları kısa sürede unutulurken, kadınların gerçekten karşılaştığı sorunları görünür kılan markalar daha büyük bir etki yaratıyor.
L’Oréal Paris “Never Your Fault” bu kampanyasıyla sokak tacizi konusuna dikkat çekmişti. Araştırmalara göre pek çok kadın kamusal alanda tacize maruz kaldığında suçluluk duygusu yaşayabiliyordu ve L’Oréal bu algıyı kırmak için net bir mesaj verdi:”Taciz asla senin suçun değildir.”
Marka ayrıca insanların nasıl müdahale edebileceğini anlatan eğitim programları da başlattı.
McDonald’s “W Logo Flip” kampanyası ile ikonik M logosunu W’ye çevirerek sembolik bir mesaj verdi. Ama kampanya bununla sınırlı değildi.
Marka, restoranlarında çalışan kadınları ve kadın girişimcileri görünür kılan hikayeler paylaşarak kadınların iş hayatındaki katkısına dikkat çekti.
Ariel #ShareTheLoad kampanyası ile ev işlerinin çoğunlukla kadınların omzuna yüklenmesini ele almış ve reklam filminde bir baba, kızının yaşadığı bu eşitsizliği fark ederek özür diliyor marka ise ev işlerinin sadece kadınların değil, herkesin sorumluluğunda olduğunu hatırlatıyordu.
Kadınlar Günü için hazırlanan kampanyalar dikkat çekebilir. Ama kadınların yaşadığı sorunları sadece bir gün görünür kılmak, markalar için en fazla geçici bir ilgi yaratır.
Gerçek etki ise eşitlik, güvenlik ve fırsat eşitliği gibi konuları kampanyanın ötesine taşıyıp sürdürülebilir bir yaklaşım haline getirmekle mümkün.