“Palyatif Toplum: Günümüzde Acı” kitabının yazarı Byung-Chul Han’a göre çağımızın görünmez korkularından biri algofobi, “acıdan, rahatsızlıktan ve hayatın negatif taraflarından kaçma arzusu”dur
Bireysel algofobi
Han’a göre modern insan yalnızca acıdan kaçmayıp, negatif olanı da hayatından çıkarmaya çalışıyor.
Bunu yaptıkça daha güçlü değil daha kırılgan bir hale geliyor çünkü toleransı azalıyor ve acı eşiği düşüyor.
Eleştiriyi saldırı gibi algılıyor, başarısızlığı felaket olarak yorumluyor belirsizliği ise tehdit olarak tanımlıyor. Sürekli mutlu olma baskısı insanı durmadan kendini optimize etmeye itiyor ancak Han’a göre insanı gerçekten değiştiren deneyim, acıdan geçmek.
Ülkesel Algofobi
“Gerçek Dönüşüm” acı ve rahatsızlık vereceğinden sorunu çözmek yerine ağrı kesici vermek daha kolaydır. Sorunların gerçek sebepleriyle yüzleşmek yerine palyatif rahatlatmalar, toplumsal yaraları konuşmak yerine “şimdi sırası değil” demek de siyasetin kullandığı ağrı kesiciler.
Han’a göre Palyatif toplum ve palyatif siyaset de tam da bu noktada ortaya çıkar. Çünkü kimsenin gerçekten nitelikli ve vahşice(fikirleri) tartışmadığı hatta bedel ödemediği bir demokrasi de palyatif bir demokrasi haline gelir.
Palyatif Siyaset
Han, acı yaratabilecek reformlardan kaçınan, seçmeni veya belirli kesimleri rahatsız etmek istemeyen ve gerçek çatışmaların yerine sürekli uzlaşma görüntüsü üreten bir siyaseti ise palyatif siyaset olarak tanımlıyor.
Reformlar bazı alışkanlıkları bozacak,
Adalet bazı ayrıcalıkları ortadan kaldıracak,
Yüzleşme bazı anlatıları sarsacak,
Yeni olan ise belirsizlik yaratacaktır.
İşte tam da bu yüzden palyatif siyaset de bütün bunlardan kaçınır.
Ezcümle, acı kutsanması gereken bir şey değildir ancak her acıyı da susturmak gerekmiyor.
Acıya ortadan kaldırılması gereken bir arıza olarak değil, bir şeylerin değişmesi gerektiğini söyleyen bir sinyal olarak yorumlamak değerli olacaktır.