Amerika ve İsrail iki hafta önce İran topraklarına yönelik çok kapsamlı bir hava harekatı başlattı. Tahran yönetimi bu ağır bombardımana karşılık en güçlü stratejik kartını masaya sürdü ve Hürmüz Boğazı’nı resmen kapattı. 28 Şubat saldırılarıyla başlayan bu süreç bugün itibarıyla küresel piyasaların kalbine bir hançer gibi saplandı. Brent petrolün varil fiyatı 104 dolar sınırına dayanırken, dünya ekonomisi 2026 yılının bu ilkbahar aylarında stagflasyon uçurumuna doğru sürükleniyor.
Trump yönetimi Hürmüz Boğazı’nın savunulması ve ablukanın kırılması için müttefiklerine acil askeri seferberlik çağrısı yaptı. Ancak Avrupa ve Asya ülkeleri bu tehlikeli koruma görevine şimdilik hiç sıcak bakmıyor. Müttefiklerin bu çekimser tavrının ardında İran’ın bölgedeki geniş füze menzili ve olası bir çatışmanın kendi enerji limanlarını tamamen yok etme korkusu yatıyor.
Kimse Washington’ın başlattığı bu doğrudan savaşın faturasını kendi denizlerinde ödemek istemiyor. Trump ise bir yandan Basra Körfezi’nde kalıcı bir donanma gücü kurmaya çalışırken, bir yandan da iç piyasadaki baskıyı azaltmak adına Rus petrolüne yönelik yaptırımları gevşetmeyi tartışıyor.
Askeri uzmanlar Hürmüz Boğazı altındaki mayınların temizlenmesinin aylar süreceği konusunda ısrarla uyarı yapıyor. Beyaz Saray bu yaşamsal su yolu üzerindeki krizi hızla çözülecek bir pürüz gibi gösterme gayretini sürdürse de sahadaki gerçekler çok daha sert görünüyor.
Amerika’nın son çeyrek büyüme rakamlarının yüzde 0,7 seviyesine gerilemesi ve halkın alım gücündeki ani düşüş, savaşın ekonomik faturasının şimdiden ödenmeye başladığını kanıtlıyor. Petrol varil fiyatlarının 200 doları görebileceği fısıltıları artarken, küresel ticaretin can damarı olan bu geçit artık mevcut dünya düzenini de yutmaya aday görünüyor.
Sonuçta karşımızda duran manzara stratejik bir ‘parlak zeka’ gösterisinden ziyade küresel tedarik zincirinin en hassas noktasında oynanan yüksek riskli bir kumarı andırıyor. Çok da şuurlu olmayan güç gösterisi ile ekonomik rasyonalite arasındaki makas açıldıkça, Körfez’deki her patlama dünyanın en uzak köşesindeki birinin cüzdanını doğrudan vuruyor. Eğer Hürmüz Boğazı üzerindeki bu abluka diplomatik bir hamleyle sona erdirilmezse, 2026 yılı hafızalarda küresel refahın sarsıcı ve gürültülü çöküşüyle anılacak.