Kıbrıs’ta davranışsal ekonomi nasıl yaşıyor?

Prof. Dr. Mustafa Besim ’e, rasyonel olmayan ekonomik alışkanlıklarımızı, davranışlarımızı sorduk.

Artan fiyatlar, yüksek enflasyon ve bilgi eksikliği…Belirsizlik ortamında bireyler rasyonel seçimlerden uzaklaşırken, duygular ve algılar ekonominin görünmeyen dinamiklerini şekillendiriyor. Peki, davranış ekonomisi bu tabloyu nasıl açıklıyor….

Sorularımızı DAÜ İşletme ve Ekonomi Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Besim‘in dijihal için yanıtladı…

KKTC ekonomisi hangi irrasyonel alışkanlık yüzünden her sabah aynı rüyaya uyanıyor?

Bu davranışsal ekonomi çok yeni işlenmeye başlanan yeni bir alan. Aslında klasik ekonominin tam zıttıdır. Klasik ekonomide bireyler kendi çıkarları için rasyonel davrandıklarını, tam bilgiye sahip olduklarını ve ona göre karar verdiklerini anlatır. Davranışsal ekonomide de bireylerin duygusal, sosyal nedenlerle yani doğru karar vermediğini söyler. Bunlar iki uç olgudur. Bireyler her zaman davranışsal ekonomi gibi davranmazlar. Bizim Kuzey Kıbrıs’ta toplum olarak çok duygusal, çevreden etkilenen, eğitim sisteminin getirdiği sorgulamadan uzak bireyler olduğumuz için daha duygusal kararlar veriyoruz.

Toplumun kolaya alışık olması, işlerini halletmesi, bireylerin tanıdıkları aracılığıyla işlerini halledibeleceği düşüncesiyle bu davranışlarda bulunabiliyorlar. Ben Kuzey Kıbrıs’ın böyle ‘hallederiz’ sabah sorunla kalkar, akşam aynı yapısal sorunla devam ederiz. Gerçek de budur. Yapısal sorunları çözmek için bedelli kararlar verme konusunda yeterli değliiz.

KKTC ekonomisi sizce hangi trendi sadece ‘like’ladı ama uygulamaya geçiremedi?

Bu çok önemli bir konu. Hemen hemen hepsini likeladık ama bunu bireysel erişimleri kullanarak bir ölçüde yapay zeka gibi konuları kullanıyoruz. Ama yeşil ekonomi ve diğer konuları çok konuşsak da uygulamaya geldiğinde bu konuda pek de ciddi değiliz. Her ne kadar kamu tarafı belli yasalar yapmaya çalışsa da uygulamada da yerini görmüyoruz. Dönemsel ve konjonktürel gelişmelere göre bir yerlere varamadık.

Bu çok önemli konuları toplumsal mesele haline getirmekte çekiniyoruz. Ama çıkarlarımız konusunda hareket ediyoruz, toplumu düşerek hareket etmiyoruz. Burada görev siyasilere, ekonomiyi yönetenlere düşer. Toplumsal düşünmeyi başarmanın yolu da öncülük yapacak siyasiler ve kamudur. Ne yazıkki o da olmuyor.

Kuzey Kıbrıs’ta enflasyon rakamlarını duyunca vatandaş ne düşünüyorP Davranışsal bir yorum alabilir miyiz?

Kıbrıslı Türkler enflasyondan ağır bedeller ödediler. Toplumun alım gücü çok yıprandı. Bu son zamanlarda değil, 80’lerden itibaren bu sorunu yaşıyoruz. Dolayısı ile mağdur olan bir toplum olduğumuz için bu yöndeki gelişmelere de bir mağdur düşüncesiyle tepki veriyoruz. Bir güven sorunumuz var istatistik kurumuna. Halk çok mağdur olduğu ve cebinde enflasyonu hissettiği için açıklanan rakamları düzgün bulmuyor. Genel güven sorununu halletmenin yolu enflasyonu halletmekten geçer.

Ekonomide ‘sürü psikolojisi’ dediğimiz şey KKTC’de neden bazen tek keçinin peşinden gidiyormuşuz gibi hissediliyor?

Aslında bu sürü davranışı sırf bizde değil. Batı’da da özellikle borsalarda sermaye piyasalarında da vardır. Belli yatırımcıların davranışları diğer yatırımcıları da etkiler. Tabi Kıbrıs küçük bir toplum, vatandaşlar güvenilen bireylerin yaptığına güvenerek onun gibi davranmaya başlar. Bilgi akışı daha iyi olursa birilerinin arkasında gitmez, kendileri için daha doğru kararlar alabilirler.

 

İnsanlar ekonomik krizlerde neden altına sarılırken KKTC neden hala TL’ye sarılıyor?

Bugün Kıbrıslı Türkler’in yatırımlarına bakarsanız büyük çoğunluğu döviz cinsindendir. Dolayısıyla Türk lirasında durmuyor. Son zamanlarda faiz politikasındaki değişim, ortodoks olmayan politikalardan bu politikalara geçilmesiyle faizler yükseltildi. Bu da yatırımcıların mevduatlarını Türk Lirası cinsinden tutmaya zorladı.

Yapay zeka ileride KKTC’nin para politikasını daha iyi yönetebilir mi? Yoksa önce bir internet bağlantısı mı lazım?

Öncelikle iyi bir alt yapı gerekir. Kullandığımız teknolojik cihazlar çok gelişmiş olmasına rağmen onlar için gerekli olan iletişim ve enerji alt yapısı yetersiz kalıyor. Bunu hep birlikte yaşıyoruz. Ülkedeki para politikasını kontrol edebilmemiz için o paraya sahip olmamız gerekir veyahut da o parayla ilgili geliştirilen politikalarla ilgili söz sahibi olmamız gerekli. Bu ne yazık ki mümkün değildir. Dolayısıyla teknoloji veya yapay zekayı kullanma para politikalarımızı iyileştiremez ama bazı kararlarda belli modellerde daha iyi kararlar vermesine yardımcı olabilir. Para politikasının toptan yönetilmesinde yapay zekanın bize pek bir yardımcı olabileceğini sanmıyorum. Faizi değiştirmede bizim bir yetkimiz yoktur, bunu Türkiye Merkez Bankası belirler. Ya yetkili olacaksınız ya da karar verilirken orada söz sahibi olacaksınız… Aksi takdirde parayı yönetemezsiniz…

Related posts

Ekonomik ve politik güç olarak dikkat

Bu ‘Hâl’ hangi hikayenin başlangıcı?