İktisatçı Guy Standing’in tanımladığı “Prekarya” güvencesizlik ve belirsizlik içinde çalışan yeni ve büyüyen bir iş gücünü ifade ediyor.
Prekarya, düzensiz işlerde çalışan, güvencesiz ve kök salamayan bir sınıf olarak tanımlanıyor.
Bugün yalnızca mavi yakalılar değil, ek iş yapan, geliri yetmeyen ve güvencesiz çalışan beyaz yakalılar da bu grubun parçası.
Bu belirsizlik, özellikle gençlerde gelecek kaygısını artırırken, daha “garantili” iş arayışını da güçlendiriyor.
Küreselleşme, dijitalleşme ve yeni iş modelleriyle birlikte kısa süreli sözleşmeler ve esnek istihdam biçimleri giderek yaygınlaşıyor.
Gig ekonomisi büyürken, çalışma hayatı tek bir meslekten çok birden fazla gelir kaynağına dayanan bir yapıya dönüşürken,
Prekarya artık istisna değil, giderek yeni normal haline geliyor.
Bugün birçok çalışan için “ek iş” bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiş durumda.
Orta sınıf dahil olmak üzere geniş bir kesim, düzenli gelir yerine parçalı ve belirsiz kazançlarla hayatını sürdürmeye çalışıyor.
Bu da prekaryayı daha geniş bir toplumsal gerçekliğe dönüştürüyor.
Yeni dönemde çalışma hayatını sadece insanlar değil, algoritmalar da şekillendiriyor.
Platformlar ve yapay zeka sistemleri, işin nasıl yapılacağını belirlerken çalışanlar üzerindeki kontrolü artırıyor.
Bu durum, güvencesizliğin daha da derinleştiği yeni bir döneme işaret ediyor.
Esneklik çoğu zaman özgürlük gibi sunulsa da, birçok kişi için bu durum “zorunlu esneklik” anlamına geliyor.
Sosyal güvencenin zayıflaması, düzenli gelirin ortadan kalkması ve uzun vadeli kariyerlerin belirsizleşmesi, çalışanları daha kırılgan hale getiriyor.
Sürekli değişen dünya, ekonomik krizler, savaşlar ve belirsizlik odağında tanımlanan ve öngörülemeyen içinde bulunduğumuz bu dönemde, artık mesele artık ne yaptığımız değil, ne kadar güvende kalabildiğimizdir.