Güney Kıbrıs’taki askeri yığınağa karşılık Türkiye’nin KKTC hamlesinin anlamı

Türkiye’nin KKTC’ye altı F-16 ve hava savunma unsuru konuşlandırmasını, Doğu Akdeniz’de son günlerde oluşan askeri tabloya verilmiş doğrudan ve ölçülü bir karşılık olarak okumak mümkün. Zira Ağrotur’daki İngiliz üssüne yönelik saldırının ardından, Güney Kıbrıs çevresinde hızlı bir askeri tahkimat oluştu. Yunanistan’ın hava unsurları özellikle Baf havaalanı üzerinden görünür hale geldi, buna deniz unsurları eşlik etti. Fransa savunma kapasitesi ada etrafına taşıdı. İspanya deniz gücüyle sahaya çıktı. Almanya ise ilk aşamada ek kuvvet göndermeyeceğini açıkladı. Buna rağmen Alman fırkateyni Nordrhein-Westfalen’in Limasol’a ulaşması, Berlin’in de ada çevresindeki askeri görünürlüğün tamamen dışında kalmadığını gösterdi. Avrupa yekpare hareket etmedi ama Güney’in etrafında fiili bir koruma kuşağı oluştu.


Türkiye’nin attığı adım tam bu zemine oturuyor. Burada ani bir çıkış yok. Türk yetkililerin kullandığı “kademeli planlama” vurgusu, hesaplanmış bir caydırıcılığa işaret ediyor. Ankara, KKTC’nin güvenliğini tali bir başlık gibi görmediğini sahada da gösteriyor. Türkiye bu hamlesiyle yalnız siyasi iradesini değil, sorumluluğunu da hatırlatıyor. Verilen mesaj açıktır: Kıbrıs’taki güç dengesine herkes saygı göstermeli. Ada çevresinde savunmaya yönelik bir askeri düzenek kurulacaksa, KKTC ve Kıbrıs Türk tarafı bu denklemin dışında tutulamayacaktır.

Rum lider Nikos Hristodulidis’in açıklaması ise bu tablonun siyasi tarafını ele veriyor. Güney’deki askeri tahkimatı görmezden gelip Türkiye’nin adımını sebepsiz bir tırmanma gibi sunması, ciddi bir yaklaşımdan çok fırsatçı bir siyasi dil üretildiğini gösteriyor. Hristodulidis, sebep ile sonucu yer değiştirerek anlatmaya çalışıyor. Aynı fırsatçı çizgi, Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın açıklamalarında da görülüyor. Yunan Bakanın mevcut savaş durumunu Türkiye’nin adadaki varlığını geri çekmesi için fırsat olarak değerlendiren yaklaşımı, savunma kaygısından çok bir siyasi avantaj üretme arayışı. Avrupa Birliği’nin bir yandan itidal çağrısı yapıp öte yandan Güney’e verilen desteği Avrupa dayanışması olarak sunması da bu zemini güçlendiriyor. Türkiye’nin verdiği mesaj ise oldukça net, KKTC’nin ve Kıbrıs Türk halkının güvenliği, Güney’in başını çektiği konjonktüre göre şekillenen siyasi söylemlerin ve buna bağlı olarak yapılan fırsatçı askeri yığınakların insafına bırakılamaz.

Related posts

Nedir bu Grönland meselesi?

Kurulamayan yeni uluslararası sistem ve sürekli aşınan güven

Berlin Sola Döndü: Türk kökenli Elif Eralp merkez ve aşırı sağı geride bıraktı