Kıbrıslı Rumların Hristodulides’e mesajı

Güney Kıbrıs’taki parlamento seçim sonuçları, geleneksel Kıbrıslı Rum parti sisteminde, seçim öncesinde fazlasıyla dillendirilen, yapısal bir çöküş yaşanacağı iddialarını çürüttü. Mevcut tablo, radikal bir sistem tasfiyesinden ziyade, seçmen akışkanlığının arttığı ve geleneksel parti aidiyetlerinin kısmen esnediği yeni bir siyasal sosyolojiye işaret ediyor.

Merkez sağın en bilindik omurgası DİSİ, yüzde 27,1 ile meclisteki liderliğini korudu. Partinin kaydettiği 0,8 puanlık gerileme, muhafazakar tabanda kitlesel bir çözülme şeklinde yorumlanamaz. DİSİ, Kıbrıs Rum siyasetinin ana taşıyıcısı olma vasfını, kazandığı 17 sandalyeyle sürdürüyor.

Sol kulvarda ise AKEL’in yüzde 23,9’a ulaşması, nispeten çalkantılı dönemler yaşayan Marksist gelenekte belirli bir konsolidasyonun yakalandığını belgeliyor. Fakat bu oy artışı ve kazanılan 15 sandalye, AKEL’i tek başına yeni bir siyasal çekim merkezine dönüştürecek niceliksel bir sıçrama üretmekten uzak görünüyor.

Siyasal dinamizmin asıl yoğunlaştığı yer, iki kutuplu yapının dışındaki üçüncü alan olarak öne çıkıyor. Aşırı sağcı, klasik tanımla ırkçı ELAM’ın yüzde 10,9 oyla 8 sandalye kazanması, adanın güneyinde korku ve düşmanlıkla beslenen “kurtuluş” nutukları eksenli, göç ve yabancı karşıtı, faşizan propagandanın kalıcı bir seçmen desteği ve daha da kötüsü rızası ürettiğini gösteriyor. Buradaki potansiyel tehlike ELAM zihniyetini merkez sağ diye normalleştirmeye çalışanlardan gelecektir.

Diğer taraftan, parlamento aritmetiğini yalnızca sağa kayış konseptiyle açıklamak yetersiz kalır. Yeni partilerden, ALMA’nın yüzde 5,8 ile 4 sandalye, Doğrudan Demokrasi hareketinin yüzde 5,4 ile yine 4 sandalye kazanması, seçmen kitlesinin bir bölümünün hiyerarşik parti yapılarını aşan yeni temsil mekanizmalarına yöneldiğini kanıtlıyor. Volt’un yüzde 3,1 oyla parlamento dışında kalması ise kentli ve Avrupa merkezli liberal dilin az da olsa toplumsal bir görünürlük kazandığını ancak henüz kurumsal bir güç odağı haline gelemediğini somutlaştırıyor.


Kıbrıs Rum meclisinin yeni kompozisyonu, Güney Kıbrıs başkanı Nikos Hristodulidis açısından sürdürülebilir bir yönetim konforu vaat etmiyor. Başkanlık sisteminin yürütme organına tanıdığı geniş yetkilere rağmen parlamento yapısı, Kıbrıslı Rum başkanı daha yoğun bir yasama müzakeresine, taktiksel esnekliğe ve hassas bir denge yönetimine mecbur bırakacaktır. Hükümet ortağı DİKO’nun yüzde 10 seviyesine gerilemesi, yine Hristodulides’in diğer iki destekçisi “merkez solun” geleneksel ve köklü aktörü EDEK’in DİPA ile birlikte meclis dışı kalması ve yeni formasyonların sisteme dahil olması, yürütmenin 2028 yılına kadar çok parçalı bir yasama iklimiyle çalışacağına işaret ediyor.

Sandıktan çıkan sonuçlara bakarak kısa vadede radikal bir kabine tasfiyesi öngörmek rasyonel bir yaklaşım sayılmaz. Yine de Hristodulidis’in özünde kendine ve icraatlarına verilen toplumsal mesajı yok sayması imkansız görünüyor. Kıbrıslı Rum liderin, seçimlere kadar baskılandığı söylenen enflasyon, enerji maliyetleri, kurumsal ve liderlik düzeyindeki yolsuzluk algısı, göç yönetimi ve kamu bürokrasisinin modernizasyonu gibi doğrudan Rum halkını ilgilendiren alanlarda daha yüksek bir performans sergilemesi elzem görünüyor. Bu gereklilik, geniş çaplı bir kabine değişikliğinden ziyade, kritik bakanlıklara teknokrat takviyesi yapılması ya da hükümetin stratejik iletişim dilinin aşırı sağa kayacak şekilde revize edilmesi şeklinde icraata yansıyabilir.

2028 başkanlık seçimlerine doğru ilerlerken Hristodulidis’i bekleyen siyasal ortam, tek bir adayın kendisine meydan okumasından ziyade çoklu baskı mekanizmalarının eş zamanlı işleyeceği bir dönemin sinyallerini veriyor. DİSİ, sonraki dönem için iktidar projeksiyonunu canlı tutacaktır. AKEL, ana muhalefet pozisyonunu tahkim etmeye odaklanacaktır. ELAM, popülist, ırkçı ve milliyetçi argümanlarla hükümeti sağ kanattan baskılamayı sürdürecektir. Sisteme tepkili yeni aktörler ise merkez dışı memnuniyetsizliği kendi tabanlarında tutmaya çalışacaktır. Bu çok denklemli fırtınalı süreçte Hristodulidis’in asıl stratejik sınavı, merkez siyasetin havuzunda kalırken, DİSİ Başkanının kendisine rakip aday çıkması durumunda hem koltuğunu hem de inandırıcılığını koruma mücadelesi olacaktır.

Related posts

Nedir bu Grönland meselesi?

Kurulamayan yeni uluslararası sistem ve sürekli aşınan güven

Berlin Sola Döndü: Türk kökenli Elif Eralp merkez ve aşırı sağı geride bıraktı