Sümer mitolojisine ait İnanna ve Dumuzi hikayesi, Adem ile Havva anlatısından bile daha eski bir ilahi çift hikayesi olarak bilinir.
Güzelliğin, hırsın, önderliğin, kurnazlığın ve en önemlisi bereketin ve çoğalmanın sembolü olan İnanna,hem gökyüzüne hem de yeryüzüne egemen bir tanrıçadır.
Yeraltı ise kız kardeşi Ereşkigal’e aittir.
Bazı yorumlara göre İnanna, yeraltında da söz sahibi olmak istediği için yeraltı dünyasına iner.
Ama oranın bir kuralı vardır.
Yerine başka biri gitmeden kimse geri dönemez.
İnanna yeryüzüne dönmek istediğinde,
yerine birini bulmak için yeryüzüne gönderilir.Karşılaştığı herkes onun yokluğu için yas tutmaktadır.Dumuzi’yi ise tahtında, yas tutmadan görünce bunu sadakatsizlik olarak yorumlar ve Dumuzi’yi yeraltı dünyasına gönderir.
Hikaye, Dumuzi’nin kız kardeşinin onun için fedakarlık yapmasıyla yumuşar.
Bir denge kurulmasına karar verilir.
Dumuzi yılın bir bölümünü yeraltında,
bir bölümünü yeryüzünde geçirir.
O yeryüzündeyken kız kardeşi yeraltında olacaktır.
Dumuzi yeraltındayken doğa durur,
yeryüzüne döndüğünde bereket geri gelir. İnanna ve Dumuzi’nin hikayesindeki döngü de doğanın ritmini simgeler.
gidiş ve dönüş,
kuraklık ve bereket,
kış ve bahar.